Depresyon

Depresyon, hayattan zevk alabilme fonksiyonunun yitirildiği bir duygudurum bozukluğudur. İnsanlar, ömürlerine çeşitli üzüntüler sığdırabilir fakat insan yapısı gereği buna uyum sağlamayı öğrenir. Öte yandan insan bir nedenden dolayı uzun süre kötü hissedebilir veya sebepsiz yere çökkün bir ruh haline bürünebilir. Bu durumda klinik depresyon denilen olgu ortaya çıkar. İnsanlar kendilerini o kadar çaresiz hisseder ki bu durum yaşam fonksiyonlarının birer birer kaybedilmesinden öte özkıyım girişimine kadar varabilir.

Depresyonda tıbbi ve psikolojik tedavinin eşgüdümlü yürütülmesi önemlidir. Tıbbi tedaviyle beyinde eksik olan nörotransmitterlerin kazandırılması amaçlanır. Psikolojik tedaviyle ise bireyin kendisinin farkına varması ve olumsuz duygudurumla baş edebilme stratejilerini kazanması amaçlanır. Depresyonun tedavisinde en çok kullanılan psikolojik tedavi yöntemleri kişiler arası terapi, bilişsel terapi ve davranış aktivasyon terapisidir. Depresyonun üstesinden gelmede elektrokonvulsif terapi ve antidepresan ilaçların da kullanılması gerekebilir. Melankolik özellikler gösteren depresyon, bu rahatsızlığın en şiddetli biçimidir.

Depresyon dönemleri kişinin günlük yaşamsal aktivitelerini etkileyebilir. İnsanlar çoğunlukla depresyonda olduğunu kabullenmekte zorlansa da insanların %16’sı hayatında en az bir kez depresyon dönemi geçirmiştir. Yani bu zevksiz duygu oldukça yaygın ve doğaldır. İnsanların depresyonda olduğunu bilmesi, bunun için yardım aramaktan çekinmemesi gereklidir. Tıpkı fiziksel rahatsızlıklar gibi psikolojik rahatsızlıklar da vardır ve bunların tedavi edilmesi gerekmektedir. Tedavi edilmediğinde işlevsellik bozulabildiği gibi çeşitli fiziksel rahatsızlıklar da oluşabilir. Kısacası depresyon, tedavi edilmesi gereken ve üstesinden gelinebilen bir rahatsızlıktır.